BiriktirmeKutusu

Fotoğrafım
Ad: KUGUU
Konum: Turkey

Cumartesi, Ekim 17, 2009

105 * TEVAZU ve INCELIK

Bir adam, kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu, o zamanlar aynı zamanda aşevi işlevi görmekte olan bir dergaha bağışlamak ister.

Adam Hacı Bektaş-ı Veli'nin dergâhına gider. Durumu Hacı Bektaş-ı Veli'ye anlatır ve o ' helal değildir' diyerek bu kurbanı geri çevirir.

Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise bu kurbanı kabul eder.

Adam aynı şeyi Hacı Bektaş-i Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.

Mevlana şöyle der: - Biz bir karga isek Hacı Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhı'na gider ve ona, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş-ı Veli'ye sorar.

O da şöyle der: - Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.


Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilen insanlar olmamız dileğiyle .... Alıntıdır...

Cumartesi, Ekim 10, 2009

104 * HAYATINIZ....

Zamanın birinde iki tane kız kardeş varmış, nasıl akıllılarmış anlatamam. Etrafındaki ve okuldaki tüm bilgi onlara yetmez olmuş. Bir gün anneleri onları dağdaki bilge adama götürmeye karar vermiş.

Kızlar, bilge adamla karşılaşınca ona sorular sormaya başlamışlar. Bilge adam bütün soruları doğru cevaplamış: kızlar çok sevinmişler ve annelerinden eğitimleri için bir süreliğine izin isteyerek bilge adamınyanında kalmışlar.

Sordukları soruların hepsinin cevabı doğruymuş. Bir süre çok mutlu olmuşlar: ama sonra sıkılmaya başlamışlar, "Bilgenin bilemeyeceği bir soru bulmamız lazım" diye düşünmüşler. (Kuguu Notu : kizlar neden bu kadar kötü ki???)

Kızlardan biri bir gün" Buldum! " diye sevinmiş."İki elimin arasında bir kelebek koyacağım ve bilge adama soracağım "Avucumun içinde bir kelebek var. Canlı mı, ölü mü? " " Ölü" derse kelebeği bırakacağım. canlı derse avucumu hafifçe bastıracağım.
Her ne derse cevabı bilemeyecek.
(Kuguu Notu : kizlar neden illaki kötüler, bilemezse sevinecekler:(((anlamadim ama hikaye guzel )

Kızlardan birisi kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatmış.(Şimdi lütfen siz de yapın. Avuçlarınız birbirine bakacak şekildeellerinizi birleştirin ve uzatın. Ben açın deyinceye kadar da açmayın).
Ve sormuş:"Avucumun içinde bir kelebek var: canlı mı, ölü mü?

Bilge adam cevap vermeden önce uzun süre kızın gözlerine bakmış, bakmış ve cevaplamış:
"Senin ellerinde kızım. Senin ellerinde... ......"

Şimdi bakın hayatınıza ve mutluluğunuza..Nerede mi?Açın avucunuzu..Sizin ellerinizde: Tam avucunuzun içinde .

Bir Portekiz atasözü der ki: “Yaşadıkça yaşlanmazsınız, yaşamadıkça yaşlanırsınız.”

Cuma, Haziran 12, 2009

103 * FARKETMELİ INSAN

Farkında Olmalı İnsan...Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.Farkı Farketmeli, Farkettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl YaratıldığınıFarketmeli.Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden SığmadığınıVe En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda KalacağınıFarketmeli.Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi OlduğunuFarketmeli.Henüz Bebekken 'Dünya Benim!' Dercesine Avuçlarının Sımsıkı KapalıOlduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların 'Her Şeyi Bırakıp Gidiyorumİşte!' Dercesine Apaçık KaldığınıFarketmeli.Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Farketmeli.Baskın YeteneğiniFarketmeli Sonra.Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,Nasıl Yaşarsa Öyle ÖleceğiniFarketmeli İnsan.Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli. Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte,Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek YediğiniFarketmeli.Eşref-İ Mahlukat (Yaratılmışların En Güzeli) OlduğunuFarketmeli.Ve Ona Göre Yaşamalı.Gülün Hemen Dibindeki Dikeni, Dikenin Hemen Yanıbaşındaki GülüFark Etmeli.Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği HaldeÇocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın MantıksızlığınıFarketmeli.Eşine 'Seni Çok Seviyorum!' Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş GücünüFarketmeli.Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, Ama ArkaSokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç OlduğunuFarketmeli.Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken EkmekKırıntılarını Yemekte GizlendiğiniFarketmeli.FARKETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
O Da Bugündür.
CAN YÜCEL

Çarşamba, Nisan 15, 2009

102* HAYAT BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI?

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, 'Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:

Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı 'insan yetiştirmek' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın.

Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını...

Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden...

Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona.

Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu. Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret.

Kitaplardan keyif almasını.Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını , ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı.Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona,sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.

Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar,bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine...

Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret.Alın terine saygıyı öğret ona.

Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.

Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini
öğret,başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı... Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret.Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.

Hayatı sorgulamayı öğret ona...Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret.

Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını. Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret.

Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı...

'İstemiyorum','hayır' demeyi öğret ona, istediğinde ise 'istiyorum' demeyi.Sevdiğinde ise'seni seviyorum' diyebilmeyi öğret ona.

Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını...

Sorgusuz sevmeyi... El yazısı ile notlar yazmayı... Lafı dolandırmamayı ...

Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona.

Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını.

İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret...

Ama en çok da kendini sevmesini öğret...

Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini. ..Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini.. . Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını...Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona...

(Aylin Kotil, Cumhuriyet Gazetesi)

Pazartesi, Şubat 09, 2009

101 * KIVRAK ZEKA

DİPLOMASİ

Adamın biri Afrika'da safariye çıkarken yanına minik köpeğini de almış. Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş. !Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyeceğini arıyor. 'Şimdi başım dertte' diye düşünmüş minik köpek.Etrafına bakmış yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yöne çevirerek kemikleri kemirmeye başlamış, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş. Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş; 'Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mi?'Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış. 'Tam zamanında kurtardım yoksa bu köpeğe yem olacaktım' diye düşünmüş leopar.Bütün bunlar olup biterken bir başka ağacın üstündeki bir maymun olanları izliyormuş. Bildiklerini kullanarak bundan sonra leopardan kurtulabileceğini düşünmüş. Leoparın yanına giderek neler olduğunu anlatmış.Leopar köpeğin yaptıklarına çok sinirlenmiş ve maymuna: 'Atla sırtıma, gidip şunu yakalayalım' demiş. Ancak minik köpek neler olduğunu ve leoparın sırtında maymunla birlikte süratle kendisine yaklaştığını fark etmiş.'Şimdi ne yapacağım' diye düşünürken kaçmaya teşebbüs etmemiş.Bunun yerine arkasını leoparın geldiği yöne dönerek, kemikleri kemirmeye devam etmiş. Tam leopar saldıracakken yine kendi kendine konuşmuş;'Bu aptal maymun da nerede kaldı? Yarim saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim, hala haber yok!'

Diploması böyle bir şey iste:
*Hızlı düşün,
*Sakin ol,
*Güçlü görün.

Perşembe, Ekim 23, 2008

****100 **** HAYATIN ANLAMI

Eski zamanlarin birinde bir adam hayatin anlaminin ne olduguna takmiskafayi..Buldugu hiçbir cevap ona yeterli gelmemis ve baskalarina sormaya kararvermis..Ama aldigi cevaplarda ona yetmemis.Fakat mutlaka bir cevabi olmalidiyormus..Ve dolasip herkese bunu sormaya karar vermis..Köy,kasaba,ülke dolasmis bu arada zamanda durmuyor tabiki ...Tam umudunu yitirmisken bir köyde konustugu insanlar ona-Su karsi ki daglari görüyormusun,orada yasli bir bilge yasar istersen onagit belki o sana aradigin cevabi verebilir. " demisler.Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yasadigi eve ulasmis adam. Kapidaniçeri girmis ve bilgeye Hayatin anlaminin ne oldugunu somus ..Bilge sana bunun cevabini söylerim ama önce bir sinavdan geçmen gerekiyordemis ...Adam kabul etmis..Bilge bir çay kasigi vermis adamin eline ve içinede silme bir sekildezeytinyag doldurmus.Simdi çik ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel ...Yalniz dikkat et kasiktaki zeytinyag eksilmesin eger bir damla eksilirsekaybedersin..Adam gözü çay kasiginda bahçeyi turlayip gelmis.Bilge bakmisevet demis kasikta yag eksilmemis,peki bahçe nasil di(!)Adam saskin..Ama demis ben kasiktan baska bir yere bakmadim ki ....Simdi tekrar bahçeyi dolasiyorsun kasik yine elinde olacak ama bahçeyiinceleyip gel ,demis Bilge...Adam tekrar bahçeye çikmis gördügü güzellikler büyülemis muhtesem birbahçedeymis çünkü ...Geri geldiginde bilge ,adama bahçe nasildi diye sormus ...Adam gördügü güzellikler karsisinda büyülendigini anlatmis..Bilge gülümsemis ,ama kasikta hiç yag kalmamis demis ve eklemis"--Hayat senin bakisinla anlam kazanir ya sadece bir noktayi görürsünhayatin akip gider sen farkina varmazsin..Yada görebilecegin tümgüzelliklerin tam ortasinda hayati yasarsin akip giden zamanin anlamkazanir"Hayatinin anlami senin bakislarinda gizli

Salı, Ekim 21, 2008

99 * DOGUM & OLUM

ÖLÜNCE ÖLMÜŞ MÜ OLACAĞIZ???

> NEFİS BİR YAZI ...YİNE CAN DÜNDAR'DAN!!!!!!!!>>

Karanlıktaymışlar.> İki embriyo, bir ana rahminde...> Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde...> Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece...> Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.> Elleri, ayakları belirginleşmiş.> Gözleri çıktıkça meydana,> İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş...> Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu...> Sıcak, ıslak, sevgi dolu...> 'Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki' demişler, '...bize ne mutlu...'> Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.> Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.> Onları besleyip büyüten kordonu fark edince> O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine şükretmişler.> Sonra başlamış bir varoluş tartışması:! > 'Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk' diye sormuş ikizler...> 'Annemiz' demiş biri, 'O bizi var etti, bize can verdi.'> 'Ne biliyorsun' diye itiraz etmiş öteki, 'Sen hiç Anneni görmedin> ki...':> 'Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için> uydurduğumuz bir şeydir.'> Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.> Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.> Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların...> Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...> Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;> Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.> '- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz' diye fısıldamış> ikizlerden biri efkarla...> '- Ben gitmek istemiyorum' diye diretmiş öteki; 'doyamadım ki daha> hayata...'> '- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan> sonra hayat vardır.'> Sormuş karamsar olan:> '- Bir gün bize hayat veren kordo n kesilecek. Ondan sonra> başımıza neler gelecek?'> Şiirle cevaplamış iyim ser olan:> 'Birçok giden/ memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/ dönen yok> seferinden...'> Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış.> Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.> Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.> Ve 'ömrümüz bitti' diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar.> Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,> Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.>>> Bu bir CAN DUNDAR Yazısıdır,>> hayatı sadece dünyadan ibaret sananlar> gibi, yaşamlarının sadece ana rahminde olduğunu ve doğunca öleceklerini> sanıyorlar..>> Kimbilir belkide bizde> yanılıyoruz onlar gibi..> Ölünce ölmüş değil,> belkide doğmuş olacaz..> Nerden bilebiliriz ki!