BiriktirmeKutusu

Çarşamba, Mart 21, 2007

79* BIR DENEY

> >Yaşam felsefesi > > > >


Başarılı bir deney İsviçre Laboratuarlarında; > >4 kavanoza 4 barsak solucanı atmışlar, > > > >1. sinde Alkol varmış, solucan hemen ölmüş . > >2. sinde Nikotin varmış, solucan hemen ölmüş . > >3. sünde Sperm varmış, solucan hemen ölmüş . > >4. sünde Yeşil yapraklar varmış, solucan üremeye> başlamış . > > > >Deney Sonucu: > > > >Alkol alıp, Sigara içtiğiniz ve Seks yaptığınız> sürece > >bağırsaklarınızda kurt olmaz. > >Ama Ot gibi yaşarsanız eger her tarafınız kurtlanır :)))) > >

78* Cesaretin Bittiği Yerde Esaret Başlar

Cesaretin Bittiği Yerde Esaret Başlar...

Bir Hint masalina gore, kedi korkusundan devamli endise içinde yasayan birfare vardir.Büyücünün biri fareye acir ve onu bir kediye dönüstürür.Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacagi yerde bu kez de köpektenkorkmaya baslar.Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüstürür.Kaplan olan fare, sevinecegi yerde avcidan korkmaya baslar.Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsin farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onueski haline döndürür.Ve der ki,"Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüregi var. Oyüzden ben sana yardim edemem."

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor :
"insanlarin çogu kaybetmekten korktugu için sevmekten korkuyor..Düsünmekten korkuyor, sorumluluk getirecegi için.Konusmaktan korkuyor, elestirilmekten korkttugu için.Yaslanmaktan korkuyor, gençligin kiymetini bilmedigi için.Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir sey vermedigi için.Ve ölmekten korkuyor, aslinda yasamayi bilmedigi için."

Pazartesi, Mart 19, 2007

77 * GUC NEREDE?

>Harika bir öykü...!>>

Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarindayken bir trafik kazasi geçirmiş ve sol >kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmiş. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak >istiyormuş.>>Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir >depresyona girdiğini gören babası, Japonya'nin ünlü bir Judo ustasına gidip >yapilacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..>>Hoca: Getir çocuğu ..bir bakalim, demiş.>>Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına.. Hoca çocuğu süzmüs ve: >Tamam demiş.. Yarın eşyalarını getir, Çalışmalara basliyoruz.>>Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve "bu >hareketi çalış" demiş.>>>>Çocuk bir hafta aynı hareketi çalısmış.. Sonra hocasınin yanına>gitmiş. Bu hareketi ögrendim baska hareket göstermeyecek misiniz?" diye>sormuş.>>Hocanın cevabı: - Çalışmaya devam et olmuş...>>2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş.. Çocuk bu bir>yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış.>>Hocanın yanına tekrar gitmiş: Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum bana >baska hareket>göstermeyecek misiniz?>> - Sen aynı hareketi çalış oglum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..>>2 yıl ,3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10. yılını doldurmuş.>>Bir gün hocası yanına gelip. ..."Hazir ol ! " demiş.. "Seni büyük >turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!"..>>Delikanlı şok olmuş.. Hem sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket >var.>>Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş; >ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.>>Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek >hareketi yapmış ve kazanmis. Derken.. ikinci ,üçüncü maç....çeyrek, yari >final ve final...>>Finalde Delikanlının karşısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu >çıkmış. ....>>Tam bir üstat, delikanlı dayanamayıp hocasının yanına kosmuş.. "Hocam >hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakın hele.. Bende ise bir >kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var.. Bu kadar bana yeter.. Bari >çıkıp ta rezil olmayayım izin verin turnuvadan çekileyim..">>- Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla >yenil.>>Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç baslamış. Delikanlı yine bildiği o tek >hareketi yapmış ve tak.! Yenmiş rakibini şampiyon olmuş. Kupayı aldiktan >sonra hocasının yanına koşmuş:>>-Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket >var.>>Nasıl oldu da ben kazandım ?>>-Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, >artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.>>Bu bir,>>İkincisi de o hareketin tek bir karşi hareketi vardir. Onun için de >rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir.!>>Bunu anlatan kişi bir de şunu ekledi:>>"İnsanlarin eksiklikleri bazen, aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir: >Ama yeter ki bu eksiklik kafalarinda olmasin..!!">

76 * DOKUNMANIN GUCU


Ve ben buna kesinlikle inaniyorum. Yogun Bakimda iceri sokmayan hastahaneleri siddetle kiniyorum- bu da oyle bir anekdot olsun iste:(


75 * KIZ VE ERKEK COCUK FARKI

Kız çocuğa bir top atarsanız hemen suratına çarpar. Erkek çocuğa bir top atarsanız onu yakalamak için ellerini açar, yine de top suratına çarpar.

Kız çocuğunuzu dışarı çıkmak için özene bezene giydirirsiniz, süslenme faslı bittiğinde küçük hanım harika görünmektedir ama gideceğiniz yere 1 saat gecikmişsinizdir... Erkek çocuğunuzu dışarı çıkmak için özene bezene giydirirsiniz, ama 10 dakika sonra gömleğinin 2 yakası 2 tarafa kaymış, ayakkabıları tozlanmıştır.

Kız çocuk yerde bir çubuk gördüğü zaman alıp neden yapıldığını anlamaya çalışır. Erkek çocuk yerde bir çubuk gördüğü zaman alıp bundan nasıl bir silah yapacağını düşünür.

Kız çocuklara bir Barbie bebek verin, onu giydirir, süsler, evcilik oynarlar. Erkek çocuklara bir Barbie bebek verin, hemen kollarını bacaklarını koparırlar.

Kız çocuğun saçlarını kestirdiğinizde yeni halini beğenmemişse kendini 2 hafta odasına kilitleyebilir. Erkek çocuğun saçlarını kestirdiğinizde nasıl olduğuyla ilgilenmez bile.

Kız çocuk annesinin makyaj malzemelerini alıp yüzüne gözüne sürer. Erkek çocuk annesinin makyaj malzemelerini alıp duvarları boyar.

Kız çocuk gaz kaçırırsa kıpkırmızı olur çok utanır. Erkek çocuk gaz kaçırırsa önce bir güler, ardından aynı sesi 50 kere tekrar eder.

Kız çocuklar tırnaklarını uzatır ama daha güzel olduğu için değil, bir erkek çocuğun orasını burasını çizebilmek için... Erkek çocuklar tırnaklarını uzatır çünkü kesmeye üşenirler.

Erkek çocuklar 6 yaşından itibaren babalarına yanak vermeyi keserler. Kız çocuklar 6 yaşından itibaren babaları onlara şeker vermezse onlar da yanak vermeyi keserler.

Kız çocuklar genelde erkek çocuklardan önce konuşmayı öğrenirler. Erkek çocuklar genelde konuşmadan önce silah seslerini taklit etmeyi öğrenirler.

Kız çocuklar filmde biri öldüğünde ağlarlar. Erkek çocuklar Ninja Kaplumbağları 3. kere seyrederken biri TV'yi kapatırsa ağlarlar.

Kız çocuklar büyüyünce kadın olurlar. Erkek çocuklar büyüyünce büyük erkek çocuk olurlar.

Cuma, Mart 16, 2007

74* BIR HIKAYE

Savaş bitmişti, genç adam ailesini telefonla arayıp anne ve babasına bir arkadaşının savaşta tek bacağını kaybettiğini sandalyeye mahkum olduğunu ve gidecek yerinin olmadığını söyler ve derki: izin verirseniz yanımda getirmek istiyorum bizimle yaşamasını istiyorum izin verirmisiniz? genç adamın ailesi : nasıl olur oğlum o sakat birisi bize ayak bağı olur nasıl bakarız ona kim ilgilenecek onunla büyük yük olur bize getirme derler.aradan bir iki gün geçer ve telefon tekrar çalar genç adamın annesi açar telefonu arayan polistir. intehar etmiş bir gencin üzerinden çıkan kimlikte oğlunuz olduğunu tespit ettik gelin cenazenizi alın der. anne baba büyük telaşla giderler ve gittiklerinde gördükleri manzara çok ilginçtir.intehar eden kendi oğullarıdır ve tek bacağı yoktur.

Perşembe, Mart 15, 2007

72 * ERKEK DEDIGIN

ERKEK DEDIGIN
Seni elinin tersiyle degil avucunun iciyle kavrayacak.Bileceksin ki emin ellerdeyim, baskasi tutamaz elimi boyle.Rahat olacaksin yaninda, cok konusmayacak, beynini didiklemeyecek. ince olacak;seni senin kadar dusunecek. Sen onu merak ettiginde kendisine hesap soruluyor havalarina girmeyecek. Senin inceligine karsi umursamaz sozler sarf etmeyecek. Adamin sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine cikarmayacak, sanki sen onun icin varmissin her ne zaman istese emrine amadeymissin, o neyaparsa yapsin her istediginde yaninda elinin altinda olacakmissin triplerine girmeyecek. Sen ona sevgini hissettirdiginde, sen ona kayitsiz sartsiz asikmissin gibi havalara girmeyecek.Erkek dedigin ilgi gordugunde ilgiyle,sevgi gordugunde sevgiyle karsilik verecek.Erkek dedigin,sen onun icin kendine baktiginda, sirf ona dahaguzel gorunmek icin giyinip kusandiginda hicbir sey olmamis gibi davranmayacak.Ruhunu oksamasini bilecek.Romantik olacak kimi gun habersizce kucaginda ciceklerle cikip gelecek.Ozel gunleri unutmayi marifet sanmayacak. Kayitsiz olmayacak senin butun zerafetine karsi.Gercekten seven bir kadin sevgi ve ilgi bekler, erkegine verdigi askin karsiliginda kucuk bir tatli soz, kisa bir mesaj, bir cagri bile onu mutlu edebilir. Erkek dedigin butun bunlari cebinden para harciyormus gibicimrilikle yapmayacak. Ben aranmayi, cok aramayi sevmem demeyecek. Her sey kendi istedigi gibi olsun istemeyecek.Sadece kendi caninin istemesine baglamayacak her seyi.Erkek dediginin, hissettigiyle yaptigi sey arasinda ucurum olmayacak.Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, baska seylerin arkasinagizlenmeyecek. Seviyorum deyip bir sonraki perdede kacmayacak, ozluyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek.Erkek dedigin askina sahip cikacak. Korkak olmaz erkek dedigin. Erkek dedigin iyi sevisecek. Koyun gibi yatmayacak, bir an once su is bitse demeyecek.Asksiz yatmayacak yataga ve sen bunu bileceksin. Bir baba sefkatiyle seni alnindan optugunde bileceksin ki sevgisi gecici ve zayif degildir.Ve sevgiyle optugunde dudaklarindan bileceksin ki Opusun tek sebebi sehvet degildir.
Erkek dedigin aldatmayacak. Aldatmak basitliktir.Seviyorum diyorsa aldatmaz erkek dedigin. Aldatiyorsa sevmiyor demektir.Erkek dedigin yakisikli olacak, cekiciolacak ama bundan cok daha ote bir sey... Zeki olacak. Kadinin kucuk yalanlara,bahanelere inanmayacagini,kendisini kendi gibi tanidigini bilecek.Kadininzekasini kucumsemeyecek kadar zeki olacak. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasini bilecek, o hamura kendisini katmasinida.Degerlerini bir anlik hevesler ugruna satmayacak. Yan gozle hatun kesmeyecek, ustune sevgili edinmeyecek. Erkek dedigin once sevecek. Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayir gelmez. Bir bakarsin ki yillar sonra bu adamla ne yataga giriyorsun, ne topraga... Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alip sevismesini de. Babaligini da bilecek, ana-babaya hurmet etmeyi, kadir kiymet bilmeyi, vefakarligi,fedakarligi...Erkek dedigin seni koruyacak,kusatacak. O nerede olursa olsun seni koruyacagini bileceksin. Pisirik olmayacak erkek dedigin.Erkek dedigin erkek olacak guzelim. Seni sadece sen oldugun icin sevecek.Parayla pulla, kariyerle, gucle, kimin ne dedigiyle hareket etmeyecek. Hem sevgilin,hem arkadasin, hem dostun, hem baban, hem cocugun olacak,huzurla bagrina basacaksin.
CAN DÜNDAR

72 * ICELIM AKILLANALIM

> > Bir bufalo sürüsü; en yavaş bufalonun hızında hareket eder. Sürü>saldırıya uğradığında ilk olarak en arkadaki zayıf ve yavaş olanlar >öldürülür.> >> > Bu doğal seleksiyon sürünün tümü için yararlıdır. Çünkü sürünün >genel hızı ve sağlığı bu zayıf üyelerin ölümü sayesinde korunur.> >> >> > > > Aynı şekilde insan beyni de en yavaş beyin hücrelerinin hızında>çalışır.> > Bugün bildiğimiz gibi alkolün aşırı tüketimi beyin hücrelerini >öldürmektedir. Ancak doğal olarak, alkol en yavaş ve zayıf beyin >hücrelerine saldırmaktadır.> >> >> > Bu yolla rakının ve/veya şarabın düzenli tüketimi zayıf beyin >>hücrelerini öldürerek beynin daha hızlı ve etkili bir makine>olmasını sağlamaktadır. > > İşte bu nedenle bir kaç kadehten sonra her zaman kendinizi daha>zeki hissedersiniz.> > İÇELİM AKILLANALIM ARKADAŞLAR ...

71 * SANAL KOCA:)

DUYDUM KI KOCAM YOK DIYE UZULENLER VARMIS AMA BUNUNDA CARESINIBULDUK, ISTE SIZE SANAL KOCA HEM DE EVDEKINDEN HIC BIR FARKI YOK...:))))
TIKLA <

http://www.ladyskylar.com/swffiles/virtualhusband-e.swf

70 * Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?Hiç vaktiniz yok, "Fast live", "Fast food", "Fast music", "Fast love"... Dikte ettirilen "yükselen değerler", "in" ler, "out" lar... Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini? Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza? Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir? Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?Doğayı bilgisayarları na döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarını z mı yetmiyor?
Müşfik KENTER

Çarşamba, Mart 14, 2007

69 * BAKIS ACISI

Bu guzel oykuyu sevgili Yagmur Damlasi'nin blogundan aldim buraya. Tskler YDcgm.

Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken onlara şu olayı anlatır:"Hasta, ne konuşuyor ne de söyleneni anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman, yer ya da kişi kavramı yok. Yalnız nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor. Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor. Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde. Yürümüyor. Uykusu sürekli düzensiz. Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor.Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor."Bu olayı okuduktan sonra Dr. Ruskin, öğrencilerine böyle birinin bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar. Öğrenciler bunu yapamayacaklarını söyler. Ruskin, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da zamanı gelince zevkle yapacaklarını söyleyince öğrenciler şaşırır. Daha sonra Ruskin, bu hastanın fotoğrafını gösterir öğrencilerine.Fotoğraftaki, doktorun altı aylık küçük kızıdır. Belki de hayatta yaşadığımız birçok şey bize ön yargılarımız ve bakış açılarımız tarafından dayanılmaz ve zor gözükebilir.Ve bizi o işten ve o durumdan soğutup, uzaklaştırabilir.